Samsun, Türkiye

17 Halk Eğitim Merkezi, 1 Olgunlaşma Enstitüsü


Samsun, Karadeniz’in ufkuyla Anadolu’nun üretken ruhunu buluşturan güçlü bir kültürün kentidir. Kıyıdan iç bölgelere uzanan yaşam ritmi, el sanatlarında dengeli ve sağlam bir estetiğe dönüşür. Ahşap işçiliği, dokumalar ve yerel zanaatkârlık birikimi; sabır ve ustalıkla hayat bulur. Samsun’da üretim, geçmişten gelen bilgiyi kararlılıkla sürdüren bilinçli bir sürekliliktir. Her motifte denizin hareketi, her eserde yerel hafızanın dirayetli sesi hissedilir. Samsun, emeği ufukla buluşturan, Anadolu’nun güçlü ve canlı renklerinden biridir.
SAMSUN-Ondokuzmayıs
Ondokuzmayıs Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
Cam Süsleme Sanatı



Samsun 19 Mayıs Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Cam Sanatı Atölyesi’nde usta öğreticiler, atık camları yüksek ateşte eritip yeniden şekillendirerek geri dönüşüm tasarımları yapmaktadır. Doğada 3.500 yılda yok olmayan cam, burada yalnızca 3,5 dakikada eritilerek estetik bir ürüne dönüştürülmektedir. Usta öğretici Ayşe Nur Öztürk, 13 yıldır sıcak cam kursları vererek atık camları sanata kazandırmaktadır. Serpil Yiğiter ise bu sanata öğrenci olarak başlamış, usta öğretici belgelerini aldıktan sonra 9 yıldır pek çok öğrenci yetiştirmiştir. Atölye, hem doğaya katkı sağlayan geri dönüşüm çalışmaları hem de sanata kattığı değerle örnek bir merkez haline gelmiştir.

This is your About section. Every website has a story and users want to hear yours. This is a great opportunity to give a full background on who you are and what your site has to offer. Double click on the text box to edit the content and add all the information you want to share. You may like to talk about how you got started and share your professional journey. Explain your core values, your commitment to customers and how you stand out from the crowd.
SAMSUN-Asarcık
Asarcık Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
Çuğlalık


Kadınların genellikle Çuğlalık adı verilen ağaçtan yapılan dokuma tezgâhlarında dokudukları kilim, cicim, heybe, kuşak gibi ürünler ile küçük el tezgâhlarında dokudukları bel bağı, bel kuşağı gibi el dokuma ürünleri mevcuttur. Bu ürünleri ana malzeme olarak yünden yapan kadınlar; bu yünleri Asarcık YEG bölgesinde yetişen bitkilerle kökboyama yaparak kullanmaktadır.
SAMSUN-Ayvacık
Ayvacık Halk Eğitimi Merkezi
SAMSUN-Canik
Canik Halk Eğitimi Merkezi
Adres: Mevlana Eğitim,Kültür ve Yaşam Kampüsü, Belediye Evleri M. Girne S, Eski Azot Tesisleri No:40, 55080 Canik/Samsun
Telefon: 03622286880
SAMSUN-Bafra
Bafra Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
01.Zembil
02.Keçe



01.Zembil, insanlık tarihi kadar eskiye dayanan ve farklı coğrafyalarda farklı malzemelerle üretilen bir el sanatıdır. Türkiye’de en özgün örneklerinden biri Bafra Zembili olup hammaddesi Kızılırmak Deltası’nda yetişen kındıra otu ve mısır yeleğidir. Dayanıklı yapısı sayesinde çanta, sepet, pusette, şapka ve süs eşyası gibi pek çok amaçla kullanılmaktadır. Bafra’ya özgü kılan en önemli özellik, hem kındıra hem de mısırın bir arada yetiştiği tek bölge olmasıdır. Halk Eğitim Merkezleri ve projeler sayesinde unutulmaya yüz tutmuş bu sanat yeniden canlandırılmakta, kursiyerlere ustalık belgeleri verilerek kültürümüz yaşatılmaktadır. Kadınlara hem ekonomik katkı hem de sosyal destek sağlayan zembil örücülüğü, doğal malzemelerin el emeğiyle buluştuğu çevre dostu bir kültürel mirastır.
02.Keçe, yeryüzünde bilinen en eski tekstil yüzeyidir. Ne zaman ve nerede ortaya çıktığı kesin bilinmemekle birlikte insanlık tarihi boyunca varlığını sürdürmüştür. Eskiden kepenek, yer yaygısı ve kapı keçesi gibi ürünlerde kullanılan keçe, günümüzde modernleşerek şal, hırka, yelek, ceket ve şapka gibi giyim ürünlerine dönüşmüştür. En önemli özelliği soğuk havayı içeri geçirmemesi ve sıcak havayı da muhafaza etmesidir. Keçecilik, özellikle hayvancılığın yaygın olduğu bölgelerde gelişmiş olsa da günümüzde ilgi azalması nedeniyle hak ettiği değeri görememektedir. Ancak turistik amaçlı hediyelik eşyalarla yaşatılmaya çalışılmakta, sergi ve fuarlara katılım sağlanarak yeniden tanıtılması hedeflenmektedir.
SAMSUN-İlkadım
İlkadım Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
Bandırma Vapuru


1878’de Glasgow’da inşa edilen ve farklı adlarla yolculuk eden vapur, 1910’da Osmanlı filosuna katıldığında Bandırma adını aldı. Onun en önemli seferi, 16 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını İstanbul’dan Samsun’a taşımasıyla tarihe geçti. Bu yolculuk, milli mücadelenin başlangıcı olarak Samsun tarihine altın harflerle yazıldı. Günümüzde İlkadım Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici Harun Karatay’ın atölyesinde Bandırma Vapuru’nun modelleri üretilmektedir. 120 cm uzunluğunda, sarma tekniğiyle yapılan model 1 yılda tamamlanmış olup kursiyerlerin de emeğiyle milli mücadele hatırasını yaşatmaktadır. Bu model, tarihi ruhu gelecek nesillere aktaran bir simge olmuştur.
SAMSUN-Salıpazarı
Salıpazarı Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
01.Balık Sepeti
02.Sepet Örücülüğü



01.Balık Sepeti, ilçemizde sepet örücülüğü kapsamında yapılan geleneksel bir el sanatıdır. Babadan oğula aktarılan bu zanaat, ihtiyaca göre farklı şekillerde üretilmektedir. Özellikle derelerin yoğun olduğu bölgemizde balık tutmayı kolaylaştırmak amacıyla kullanılan sepet, ilçe dışından da talep görmektedir. Balık sepeti iki parçadan oluşur: Küçük sepet büyük sepetin içine yerleştirilir. Balık, yem olarak bırakılan hamuru yemek için küçük sepetten girer ancak çıkamaz. Büyük sepetin içine taş bağlanarak suya batırılır ve akıntıya kapılmaması için sabitlenir. Böylece balıklar kolayca yakalanır. Hem işlevselliği hem de ustaların el emeğini yansıtan balık sepeti, yöremizin önemli kültürel değerlerinden biridir.
02.Çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere ham maddesi ilçemizde yetişen fındık çubuklarından oluşan sepetler kullanım amacına uygun olarak farklı ebatlarda üretilmektedir. Kullanım amacı fındık toplama, bahçeden eve fındık taşıma veya yük taşımadır. Küçük sepetler balkondan aşağıya sarkıtarak eşyaları alma işlerinde kullanılır. Hatta süs eşyası olarakta kullanılan sepet üretimi de yapılmaktadır.
SAMSUN-Vezirköprü
Vezirköprü Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
TAHTAKÖPRÜ MAHALLESİ YÖRESEL KİLİM DOKUMA



Dokumalarımız küçüleme, çözgü, dokuma tezgâhı ve kirkit gibi malzemelerle yapılır. Eskiden köylerde eğirilip boyanan yün iplikler günümüzde hazır alınarak çözgüye hazırlanır ve tezgâhlara takılır. Tezgâh bölümleri yörede mazı, kücü, vargel ve kol olarak adlandırılır. Vargel yardımıyla açılan çözgülerin arasından geçirilen mönük ipi, kirkit ile sıkıştırılarak dokuma tamamlanır. Kilimlerde sandık motifi, çoban iliği, topalca, kudret nakışı, göbek nakışı gibi motifler kullanılır. Kök boyasından elde edilen renklerle hazırlanan ipler genellikle kençe rengi, gök, sarı ve beyaz olarak tercih edilir. Heybe ve torba kenarları ise parmaklarla örülen sicimle süslenir. Bu geleneksel dokumacılık, halk eğitimi kursları sayesinde yaşatılmaktadır.Vezirköprü kilimi, saf yün kök boya iplerle cicim tekniğinde dokunmuş, göbek deseni ve boncuk motifleriyle süslenmiştir.
SAMSUN-Yakakent
Yakakent Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
01.LODOS TAHTASI(GARGALAK)
02.SU KABAĞI İŞLEMECİLİĞİ
03.DENİZ KABUĞU



01.Gargalak, dalgaların kıyıya sürüklediği ağaç parçalarıdır; tuzlu suyun ve taşların etkisiyle cilalı gibi görünür. Halk arasında yalos ya da lodos tahtası olarak da bilinir. Yakıldığında zehirli gaz çıkarsa da odun olarak kullanılır. Günümüzde gargalaklar Yakakent Halk Eğitim Merkezi’nde toplanıp temizlendikten sonra kursiyerler tarafından heykel, hediyelik eşya ve hobi ürünlerine dönüştürülerek sanatsal alanlarda değerlendirilmektedir.
02.Su kabağı süsleme sanatı, yüzyıllardır Anadolu’da uygulanan ve günümüzde de popülerliğini koruyan bir el sanatıdır. İlçemizde de bu sanat dalında, kurutulmuş su kabakları çeşitli teknikler kullanılarak süslenerek lambalar, biblolar, tabaklar ve daha birçok dekoratif ürün haline getirilir. İlçemizdeki kadınlar bu su kapağından süsler yaptığı gibi bu alanda çalışan bir hediyelik eşya dükkanı da bulunmaktadır.
03.Kabuk saflığı, zenginliği, suların gücünü ve bilgeliği temsil eder. Deniz kabuğu kendini keşfetme, barış ve uyumlaşma ile ilişkilendirilir. Şans ve mutluluk getirdiği düşünülür ve özellikle iş yerlerinde başarı getirmesi için sık sık kullanılır. İlçemizde sahil kasabası olduğundan dolayı kabuk süsleme sanatı oldukça yaygındır. Tablo haline getirildiği gibi balkonlarda ve iş yerlerinde iplere asılarak ve değişik renklere boyanarak kullanılır.
SAMSUN
Samsun Olgunlaşma Enstitüsü
Üretilen Değerler
01.Kenevir Dokuma ve Diğer Kenevir Ürünleri
02.Kitre Bebekler
03.Vezirköprü Susuz Bezi
04.Bafra Zembili
05.Seramik ve Cam Teknolojisi Alanı-Çini Atölyesi-Tütün İskelesi
06.Seramik ve Cam Teknolojisi Alanı-Çini Atölyesi-Onur Anıtı
07.Seramik ve Cam Teknolojisi Alanı-Çini Atölyesi-Bandırma Vapuru
08.Seramik ve Cam Teknolojisi Alanı-Çini Atölyesi-Saat Kulesi
09.Seramik ve Cam Teknolojisi Alanı-Çini Atölyesi-Samsun Büyük Camii
10.Seramik ve Cam Teknolojisi Alanı-Çini Atölyesi-Göğceli Cami
11.Seramik ve Cam Teknolojisi Alanı-Çini Atölyesi-Antik Amisos Kenti-Amisos Mozaiği
12.Amazonlar-Amazon Kitre Bebek ve Aslanı















01.Kenevir, dünyanın en eski lif bitkilerinden biri olup Anadolu’da M.Ö. 1500’lerden beri üretildiği kazı buluntularıyla kanıtlanmıştır. Osmanlı döneminde Trabzon, Ordu, Samsun (Canik), Aydın, İzmir ve Kastamonu gibi bölgeler kenevir üretiminde öne çıkmıştır. Türkiye’de özellikle Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yıllardır yetiştirilen kenevir, 2019 yılında bölgenin merkez seçilmesiyle yerli tohumlarla yeniden canlanmış ve üretim artmıştır. Enstitümüzde geleneksel üretim yöntemleri yaşatılarak kenevir liflerinden kumaş dokuma, doğal boyama, giysi, aksesuar ve ev tekstili ürünleri yapılmaktadır. Çevre dostu bu organik ürünler Bohça ve Enstitü mağazalarında satışa sunulmaktadır.
02.Kitre bebekler geven otunun özsuyu olan kitrenin pamuk ve tel ile birleştirilerek bebek figürü haline getirilmesiyle ortaya çıkarılmaktadır. İnsanlık tarihi kadar eski olan minyatür insan figürleri yapma sanatı, Anadolu’da kitre kullanarak artık parçalardan oyuncak yapma niyeti ile yaşatılmıştır. Bebeklerin kıyafetleri ise Anadolu giysilerinin insanı şaşırtan renk ve malzeme zenginliğini belgeleyen birer unsur haline gelmiştir. Bu kültürün devam ettirilmesi amacıyla kitre bebekler enstitümüz öğretmen ve usta öğreticilerinin hünerli ellerinde yeniden hayat bulmaktadır. Üretilen ürünler çeşitli sergilerde teşhir edilmekte ve Enstitü mağazasında satışa sunulmaktadır.
03.El dokuması olan Vezirköprü Susuz Bezi, ilimiz Vezirköprü ilçesine ait olan geleneksel bir dokuma kültürüdür. Ürün geçmişte ve günümüzde halen peşkir, çeşitli örtü, çember, içlik ve don olarak kullanılmaktadır. Bu dokuma kültürünün gelecek kuşaklara aktarılıp yaşatılabilmesi ve sürdürülebilirlik kapsamında yeni kullanım alanlarının açılmasını sağlamak amacıyla Enstitümüz bünyesinde üretimi yapılmaktadır. Üretilen ürünler enstitü mağazasında satışa sunulmaktadır
04.Bafra Zembili; Kızılırmak Deltasında yetişen bir çeşit çayır otu kındıra ile mısır bitkisinin yelek de denilen dış yapraklarının birlikte örülmesi ile oluşturulan bir üründür. Bafra bölgesinde zembil örme sanatının Bafra’ya özgü bir sanat haline gelmesinin nedeni; zembil için gerekli olan kındıra otunun ve mısırın bir arada yetiştiği tek bölge olmasıdır. Elde edilen ürünler genellikle çanta, sepet şapka, süs objesi ve hediyelik eşya olarak kullanılmaktadır. Bu kültürünün gelecek kuşaklara aktarılıp yaşatılabilmesi ve sürdürülebilirlik kapsamında yeni kullanım alanlarının açılmasını sağlamak amacıyla Enstitümüz bünyesinde üretimi yapılmaktadır.
05.Özgürlük ve bağımsızlık yolunda başlatılan Milli Mücadele için Samsun’a doğru yola çıkan Ulu Önder Atatürk ve on sekiz silah arkadaşının şehre vardıklarında ilk adımı attıkları yer Samsun Tütün İskelesi’dir. Vatan sevgisi ile dolup taşan, genç yaşlı tüm halkın 19 Mayıs 1919 sabahı karşılama yaptığı sevinç gösterilerine tanıklık edilen bu yeri ölümsüzleştirmek için iskele yeniden düzenlenmiş 19 Mayıs 2009 tarihinde halkın hizmetine sunulmuştur. Bu tarihi mekânda, özellikle 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramlarında vatan sevgisiyle dolup taşmış olan, Atatürk’e minnettarlığını göstermek için oraya akın akın gelen Samsun halkıyla inanılmaz bir bayram atmosferi yaşanmaktadır.Sıraltı oksit boyalar kullanılarak sulu boya tekniğiyle hazırlanmıştır.
06.Samsun’un simgesi haline gelen bronz Atatürk Heykeli, Avusturyalı heykeltıraş H. Krippel’e yaptırılmış ve 15 Teşrinisani 1931’de bir Alman vapuruyla Samsun’a getirilmiştir. Açılışı 15 Kânunusani 1932’de büyük bir törenle yapılmıştır. Kaidesiz yüksekliği 4,75 metre, kaideli yüksekliği ise 8,85 metredir. Atatürk, şahlanan bir at üzerinde dimdik oturmuş, batıya dikilen bakışlarıyla azmi, korkusuzluğu ve Türklüğün gücünü simgelemektedir. Kaidenin kabartmalarında cephane taşıyan halk ve Atatürk’ün zafer simgesi olarak halkıyla bütünleşen tasviri yer alır. Kaide yazıtlarında ise 19 Mayıs 1919’un milli mücadele başlangıcı ve heykelin 1931’de Samsun halkı tarafından dikildiği belirtilmektedir. Türkiye’nin on üçüncü, Krippel’in ise ülkemizdeki dördüncü heykeli olan bu eser, milli mücadele ruhunun sembolüdür. Çalışma, sıraltı oksit boyalarla sulu boya tekniğinde çini pano ve gümüş levhadan kıl testereyle şekillendirilmiş broş olarak da yorumlanmıştır.
07.Bandırma Vapuru, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını Samsun’a ulaştırarak Millî Mücadele’nin Anadolu’dan başlatılmasında tarihi bir görev üstlenmiştir. Üç günlük yolculuk sonunda İstanbul’dan Samsun’a varan vapur, bir milletin kaderini taşıyan vasıta olarak Türk tarihindeki müstesna yerini almıştır. 1999’da dönemin Valisi Metin İlyas Aksoy’un girişimiyle Samsun Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresi tarafından 300 günde aslına uygun biçimde yeniden inşa edilmiş, 2003’te halkın hizmetine açılmıştır. 2005’ten itibaren Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen yapı, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından müze olarak işletilmektedir. Çalışmada sıraltı oksit boyalarla sulu boya tekniğiyle hazırlanmış çini pano ve cam füzyon tekniğiyle transfer uygulaması yapılmış cam pano yer almaktadır.
08.Samsun Saat Kulesi, Osmanlı’da batılılaşma sürecinin simgesi olarak Sultan II. Abdülhamid’in emriyle 1886’da Fransız bir mühendise yaptırılmış, 9 Mayıs 1887’de açılmıştır. Saat işlevinin yanı sıra yangın gözetleme amacıyla da tasarlanmıştır. 1933’te teknolojik gelişmelerle elektrikli saat ve siren sistemi eklenmiştir. Ancak 1943 Samsun depreminde ağır hasar görerek yıkılmıştır. Uzun süre meydanda saat kulesi bulunmazken, 1977’de Kemal Taner’in tasarımıyla Samsun Belediyesi tarafından yeni kule inşa edilmiş, saatleri İsviçre’den getirilmiştir. 2001’deki çevre düzenlemesiyle kule ilk tasarımına uygun şekilde yeniden düzenlenmiştir. Çalışmada sıraltı oksit boyalarla sulu boya tekniğiyle yapılmış çini pano ve fincan takımı yer almaktadır
09.Halk arasında “Büyük Camii” olarak bilinen, çeşitli kaynaklarda “Ulu”, “Cami-i Kebir”, “Valide” ve “Hamidiye” adlarıyla geçen caminin inşa kitabesi bulunmamaktadır. Ahşap olduğu bilinen ilk yapının 1869’daki büyük yangında yandığı kaydedilir. Kaynaklara göre cami, 1884’te Batumlu Hacı Ali tarafından kâgir olarak yeniden yaptırılmış ya da Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan’ın katkılarıyla onarılmıştır. Bu durum, yapının 1884 civarında yeniden inşa edildiğini göstermektedir. Eski fotoğraf ve belgelerdeki mihrab, minber ve minare günümüzde büyük değişiklikler geçirmiştir. Kubbedeki duvar resimleri ise yapılan yenilemelerle özgünlüğünü yitirmiştir. Cephe süslemeleri son dönem restorasyonlarında ortaya çıkarılmıştır. 1945 sonrası depremlerden sonra yapılan onarımlar aslına uygun yapılmamış olsa da, son restorasyonlarla yapının özgün görünümünün korunmasına özen gösterilmektedir.
10.Mülkiyeti Samsun Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan Göğceli Camii, 1983 yılında bugünkü kapı ve pencerelerle yenilenmiştir. Kaynaklarda cami farklı isimlerle anılmaktadır: “Göçeli”, “Göğceli”, “Kökçeli” ve “Mezarlık Camii”. Kim tarafından yaptırıldığına dair bir kitabe bulunmamaktadır. Bazı kaynaklar yapının 1195’te inşa edildiğini söylese de Amerikalı bilim adamı P. I. Kuniholm’un dendrokronoloji yöntemiyle yaptığı incelemeler sonucunda, caminin 1206 yılında yapıldığı kesinleşmiştir. Mezarlık içerisinde yer alan cami yaklaşık 392 m² alan kaplamakta, kırma çatısı alaturka kiremitlerle örtülüdür. Çoğunluğu meşe ağacından olan, kalınlıkları 15-19 cm arasında değişen beden duvarları, dilimler halinde üst üste bindirilmiş, köşelerde ise “kurt boğazı” tekniğiyle birbirine geçirilmiştir. Taban, iri taşlar üzerine yerleştirilen kalın kütüklerle yükseltilerek toprakla teması kesilmiştir. Harim kısmına, sonradan eklenen tek kanatlı kapıyla giriş sağlanmaktadır.
11.Orta Karadeniz Bölgesi’nde Halys ve Iris nehirleri arasında verimli ovalarda kurulan Amisos, Pontos Bölgesi’nin önemli kentlerinden biridir. Günümüzde Samsun’un kuzeybatısında, kuzey-güney doğrultulu bir tepe üzerinde yer alan bu antik kent, bölgenin kültürel mirasında büyük öneme sahiptir. Samsun Müzesi’nde sergilenen ve 56 m² taban ölçüsüne sahip Amisos Mozaiği, 1958’de Sağırlar Okulu’nun hafriyat çalışmaları sırasında bulunmuştur. Arkeolojik incelemeler, mozaiğin güneyden gelen gezici ustalarca yapıldığını ortaya koymuştur. Mozaiğin figürlü sahnesinde Akhilleus ve Thetis işlenmiş, alt kısımdaki yazıtta ustasının “Orentes” olduğu belirtilmiştir. Teknik ve işçilik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, eserin Roma İmparatoru Alexander Severus döneminde, MS 3. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı ve bir Roma villasının taban döşemesi olduğu anlaşılmaktadır. Merkez panoda Akhilleus ve Thetis sahnesi yer alırken, çevresindeki köşe panolarında dört mevsim, bitkilerle betimlenmiş kadın ve erkek büstleriyle kişileştirilmiştir.
12.Amazonlarla ilgili en kapsamlı tanım, Sicilyalı Diodorus’a aittir. Diodorus, İskit kökenli Amazonların Themiskyra adlı kentte yaşadığını, bu kentin Thermedon (günümüzde Terme Çayı) kıyısında bulunduğunu ve burada büyük bir sarayın yer aldığını aktarır. Rivayete göre kadınlar, savaşta güçsüz kalmamak için kız çocuklarının göğüslerini dağlardı. Terme Çayı, Samsun’un Karaorman Çayı’ndan doğar ve Salıpazarı dereleriyle beslenerek kuzeybatıya akar. Antik Yunan tarihçileri, MÖ 1200’lerde bu çayın kıyısında Amazon kadınlarının yaşadığını ileri sürmüştür. Terme ilçesi yakınlarında kurulduğu düşünülen Themiskyra, Amazon kraliçelerinin başkenti olup “Temiskor” adıyla anılmıştır. Amazonlar burada bağımsız bir devlet kurarak Karadeniz ve Poti Bölgesi’nde hâkimiyet sağlamış, Ay Tanrıçası Semele onuruna şenlikler düzenlemiştir. Günümüzde de Terme’de Amazon kadınlarının anısına festivaller yapılmaktadır.