Eskişehir, Türkiye

14 Halk Eğitim Merkezi, 1 Olgunlaşma Enstitüsü


Eskişehir, geçmişle yeniliği dengeli bir estetikte buluşturan üretken bir kültürün kentidir. Lületaşı işçiliğinden geleneksel el sanatlarına uzanan zanaatkârlık mirası; sabır ve incelikle şekillenir. Porsuk’un akışı gibi süreklilik taşıyan bu üretim kültürü, köklü bir hafızayı çağdaş bir yorumla yaşatır. Eskişehir’de zanaat, yalnızca korunmaz; dönüşür, gelişir ve ilham verir. Her oyma detayında ustalığın izi, her eserde yenilikçi bir bakış hissedilir. Eskişehir, geleneği çağın diliyle yeniden yorumlayan, Anadolu’nun dinamik ve zarif renklerinden biridir.

This is your About section. Every website has a story and users want to hear yours. This is a great opportunity to give a full background on who you are and what your site has to offer. Double click on the text box to edit the content and add all the information you want to share. You may like to talk about how you got started and share your professional journey. Explain your core values, your commitment to customers and how you stand out from the crowd.
ESKİŞEHİR-Mahmudiye
Mahmudiye Halk Eğitimi Merkezi
At Yetiştiriciliği, Binicilik



Eski çağlarda Hitit ve Frig uygarlıklarının yerleşim alanı olan Mahmudiye’de, Roma-Bizans dönemlerine ait kalıntılar da bulunmaktadır. Osmanlı döneminde önem kazanan ilçe, 1815’te II. Mahmud’un emriyle kurulan Çiftlik-i Hümayun sayesinde tarım ve hayvancılıkta gelişmiştir. At ve koyun yetiştiriciliğinin yoğun yapıldığı bu merkez, ilçeye Mahmudiye adını kazandırmıştır. Günümüzde Anadolu Tarım İşletmesi adıyla faaliyet gösteren kuruluş, Türkiye’nin yarış atı ihtiyacını karşılayan en önemli merkezlerden biridir. Mahmudiye Halk Eğitimi Merkezi olarak, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle binicilik kursunun e-yaygın modülüne eklenmesi sağlanmış olup, ilçe halkının at yetiştiriciliği ve binicilik alanında eğitim alması ve kursiyer olarak katılımı amaçlanmaktadır.
ESKİŞEHİR-Tepebaşı
Tepebaşı Nafiye-Hüseyin Küçükoğlu Halk Eğitimi Merkezi
Adres: Uluönder, Kongresi Caddesi Yakapınar Sokak No:1, 26190 Tepebaşı/Eskişehir
Telefon: 02223355403
ESKİŞEHİR
Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü
Adres: Akarbaşı, Kıbrıs Şehitleri Cd. No:51 D:C, 26020 Odunpazarı/Eskişehir
Telefon: 02222306831
01.Lületaşı
02.Sarıcakaya Dağküplü Köyü Peşkir Dokumacılığı
03.Sivrihisar Beşbacalı Kilim Dokumacılığı
04.Seyitgazi Kırka Cicim ve Zili Dokumacılığı
05.Milalıççık Sorkun Çömlekçiliği











01.Eskişehir’de “beyaz altın” olarak bilinen lületaşı, 300 yıllık geçmişiyle kentin simgesidir ve dünyada “deniz köpüğü” adıyla tanınır. Dünya üzerinde çok az yatak bulunan bu değerli taşın en kaliteli örnekleri Sepetçi, Kozlubel, Karatepe ve Türkmentokat köylerinden çıkarılır. Uzun ve zahmetli işleniş sürecinde ustalık ve incelik ön plandadır. Lületaşı, nikotini çekme özelliği nedeniyle özellikle pipolarda tercih edilen eşsiz bir malzemedir. Ayrıca insan sağlığına fiziksel ve ruhsal katkılar sağladığına inanılır. Eskişehir’de yalnızca usta ellerde işlenerek dekoratif ve sanatsal ürünlere dönüşen bu taş, enstitümüzde yıllar önce kurulan atölyelerde geleneksel ve modern desenlerle aksesuar ve süs eşyası olarak yaşatılmaktadır.
02.Eskişehir’in köklü dokuma geleneği, özellikle Sarıcakaya ilçesi Dağküplü Köyü’nde günümüze dek ulaşan önemli bir kültürel mirastır. Geçmişte hemen her evde yapılan bu el sanatı, annelerden kızlarına aktarılarak nesiller boyu sürdürülmüştür. Yörede üretilen dokumalar; “cimcik”, “deveboynu”, “esranlı”, “enik”, “toplu” ve “yolaklı” gibi özgün desenlerle süslenmiş, zemin rengi olarak ise ipliğin doğal tonu tercih edilmiştir. Enstitümüzün 2005 yılında kurduğu bez dokuma atölyesi sayesinde, sandıklardan toplanan peşkir ve kumaş örnekleri aslına uygun şekilde yeniden üretilerek yaşatılmaktadır. Böylece unutulmaya yüz tutmuş bu sanat günümüze taşınmış, “Dokumanın Dili” adlı giysi koleksiyonu hazırlanarak sahne gösterileriyle sanatseverlere sunulmuş ve kültürel miras korunmuştur.
03.Beş Bacalı Kilim, tasavvufta insan ruhunun arınma yolculuğunu anlatan beş merhaleyi simgeleyen, ince işçilikle dokunmuş özel bir eserdir. Sivrihisar Kalesi’ne atfedilen rivayete göre, kuşatma altındaki kaleyi kurtarmak için bir Türk kızı bilinçli olarak esir düşmüş, kalede gördüğü stratejik noktaları dokuduğu kilim üzerine gizli simge ve motiflerle aktarmıştır. Türk askerleri bu kilimi ele geçirerek desenlerden kale planını çözmüş ve uzun süredir alınamayan kaleyi fethetmeyi başarmıştır. Kilimdeki motifler surları, burçları, geçitleri ve askeri birliklerin yerlerini temsil etmektedir. Tarihi bir strateji aracı olarak da kullanılan Beş Bacalı Kilim, bugün Sivrihisar’da hâlâ yaşatılan en değerli dokumalardan biri olarak kültürel önemini sürdürmektedir.
04.Yerleşik hayata geçmiş Yörük ve Türkmen köylerinde kilim, cicim, zili, sumak ve pala dokumacılığı; heybe, çuval ve yastık yapımıyla birlikte önemli bir geleneksel el sanatıdır. Özellikle cicim ve sili dokumaları, diğerlerinden farklı özellikleriyle öne çıkar. Sililerde yüz ve ters kısımlar tamamen farklıdır; yüz kısmındaki motifler kabarık, sonradan işlenmiş gibi görünürken, terslerinde motif iplikleri sarkık ve karışık bir manzara oluşturur. Bu dokumalar genellikle iki kişi tarafından, çözgü ipliğinden geçirilerek ıstarın ters yüzünde yapılır. Eğer zemin dokuma kısım kısım desenlenirse buna cicim, zemin tamamen veya büyük ölçüde desenle kaplı olursa sili denir. Yörelere göre farklı adlarla anılır; örneğin Eskişehir Kırka’da “Ak Namazlağ”, Yapıldak ve Karaören köylerinde “Ağ İteği”, Afyon Emirdağ Türkmenleri arasında ise “Sili” adıyla bilinir.
05.Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sorkun Köyü, 800 yıllık geçmişiyle çömlekçilik sanatının en önemli merkezlerinden biridir. 80 haneli, yaklaşık 500 nüfuslu köyde çömlekçilik, endüstri çağının etkisinden uzak, atadan kalma otantik yöntemlerle sürdürülmektedir. Köyde neredeyse her ev bir “atölye ev” niteliğinde olup, çömlekler döner çarkta şekillendirilmekte ve “ütme” adı verilen pişirme işlemi açık arazide yapılmaktadır. Bu yöntem, neolitik dönemden günümüze değişmeden gelmiş kadim bir tekniktir. Yörede üç temel boy çömlek üretilmektedir: en küçük boy “gıdı”, orta boy “cin”, büyük boy ise “birerlik” olarak adlandırılır. Ayrıca bütün bir kuzunun pişirilmesine uygun “kuzuluk” çömlekler de yapılmaktadır. Köyde üretilen bu otantik ürünler, yaz aylarında gelen yerli ve yabancı turistlere sunulmakta, pazarlamada herhangi bir sıkıntı yaşanmamaktadır.