top of page

Bingöl, Türkiye

bingöl-01.png

8 Halk Eğitim Merkezi

bingöl.png
bingöl-02.png

This is your About section. Every website has a story and users want to hear yours. This is a great opportunity to give a full background on who you are and what your site has to offer. Double click on the text box to edit the content and add all the information you want to share. You may like to talk about how you got started and share your professional journey. Explain your core values, your commitment to customers and how you stand out from the crowd. 

BİNGÖL-Adaklı

Adaklı Halk Eğitimi Merkezi

Adres:  Merkez, 12600 Adaklı/Bingöl

Telefon: 04266112285

Konum

BİNGÖL-Genç

Genç Halk Eğitimi Merkezi

BİNGÖL_Genç_HEM18-ahşapoymacılık.png
BİNGÖL_Genç_HEM24-demircilik.png
BİNGÖL_Genç_HEM21-kilimdokuma.png
BİNGÖL_Genç_HEM19-çömlekçilik.png
BİNGÖL_Genç_HEM15-lekan.png
BİNGÖL_Genç_HEM12-bal.png

01.Bal, insanlık tarafından yaklaşık 10.000 yıl önce keşfedilmiş, antik medeniyetlerde tatlandırıcı, ilaç ve ritüel amaçlı olarak kullanılmıştır. Eski Mısırlılar balı güzellik ürünü ve adak olarak, Yunanlılar şifa kaynağı olarak değerlendirmiştir. Anadolu’da Hititlerden Osmanlılara kadar dini, tıbbi ve mutfak kültüründe önemli yer edinmiştir. Günümüzde Bingöl’ün dağlarındaki zengin flora, temiz hava ve düşük kirlilik seviyesi arıcılığın gelişmesine imkân tanımış, kendine özgü aromasıyla Bingöl balı ülke çapında ün kazanmıştır. Ulusal ve uluslararası ödüllerle taçlanan Bingöl balı, Türkiye’nin AB nezdinde tescillenen ilk balı olmuştur. Açılan kurslarla kursiyerler üretimden elde ettikleri balı pazarlayarak aile ekonomisine katkı sağlamaktadır.
02.Geçmişten bu yana lekan aparatı kara batmamak için bölgemizde kullanılmıştır. Özellikle avcılık, hayvancılık ve arıcılık işlerinde yerleşim yerlerinden uzak yerlere ulaşmak için ayaklarına takıp enerji ve zaman tasarrufu sağlamışlardır. Lekan günümüzde kar ayakkabısı olarak kullanılmaktadır.
03.Ahşap kaşık oymacılığı, Türkiye'de yüzyıllardır sürdürülen geleneksel bir zanaattır. Anadolu’da Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaygın olarak kullanılmıştır. Kaşıklar, ceviz, ardıç ve dut gibi dayanıklı ağaçlardan oyularak yapılır ve genellikle geometrik ya da doğal motiflerle süslenir. Bu zanaat günümüzde de bazı ustalar tarafından yaşatılmaktadır.
04.Anadolu’da çömlekçilik, M.Ö. 6000’li yıllara, Neolitik Çağ’a kadar uzanır. İlk dönemlerde elle şekillendirilen çömlekler, zamanla çömlekçi çarkının kullanılmasıyla daha simetrik ve ince işçilikle üretilmiştir. Hitit, Urartu, Frig gibi Anadolu medeniyetleri, çömlekçiliği ileri bir seviyeye taşımış, hem günlük kullanım için hem de dini ve törensel amaçlarla çeşitli çömlek türleri üretmişlerdir.
Bugün Anadolu'da Menemen, Avanos ve Kınık gibi bölgeler, çömlekçilik geleneğini devam ettirmektedir.
Kurumumuz bünyesinde açılan çömlekçilik kursları özellikle bayanlar tarafından ilgi görmektedir.
05.Doğu Anadolu’da kilim dokumacılığı, zengin kültürel bir mirasa sahip olup yüzyıllardır süregelen bir zanaattır. Bu bölgedeki kilimler, göçebe yaşam tarzına uyum sağlamak amacıyla taşınabilir halılar olarak ortaya çıkmış ve geleneksel motiflerle dokunmuştur. Özellikle Van, Erzurum, Hakkari ve Bingöl gibi illerde yoğunlaşan kilim dokumacılığı, kadınların hünerli elleriyle yaşam alanlarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Günümüzde bu geleneği yaşatmak ve devam ettirmek için çeşitli eğitimler ve projeler yürütülmektedir. Özgün desenleri ve renkleriyle Doğu Anadolu kilimleri, hem kültürel miras hem de sanatsal bir değer olarak Türkiye ve dünyada tanınır.
06.Bingöl’de demircilik el sanatları, uzun yıllar boyunca önemli bir yer tutmuş, özellikle köylerde ve kasabalarda temel ihtiyaçları karşılayan bir zanaat dalı olarak gelişmiştir. Bingöl’ün çevresindeki doğal kaynaklar, demirciliğin bölgede yaygınlaşmasına olanak sağlamış ve halkın ihtiyaç duyduğu tarım aletleri, günlük kullanım eşyaları ve silahlar bu ustalar tarafından üretilmiştir.
Osmanlı döneminde Bingöl ve çevresindeki demirciler, yerel halkın yanı sıra çevre illere de ürünlerini sunarak geçimlerini sağlardı. Geleneksel yöntemler ve el işçiliğiyle üretilen demir işçiliği eserleri, dayanıklılığı ve işlevselliğiyle tanınırdı. Demirci ustaları, genellikle baba mesleğini devralarak bu sanatı sürdürmüş ve atölyelerinde demiri ateşte döverek şekil verme yöntemini kullanmışlardır. Özellikle bıçak, kama, orak ve nacak gibi aletlerin yapımı Bingöl’deki demirciliğin en bilinen örneklerindendir.
Kurumuzda geçmiş yıllarda demircilik ile ilgili kursalar açılmış ürünler elde edilmişidir.

Başlıksız-2.png

This is your About section. Every website has a story and users want to hear yours. This is a great opportunity to give a full background on who you are and what your site has to offer. Double click on the text box to edit the content and add all the information you want to share. You may like to talk about how you got started and share your professional journey. Explain your core values, your commitment to customers and how you stand out from the crowd. 

BİNGÖL-Karlıova

Karlıova Halk Eğitimi Merkezi

BİNGÖL-Kiği

Kiği Halk Eğitimi Merkezi

Adres:  Yenişehir Mah. Cumhuriyet Cad., Kiğı Merkez, Kiğı, Bingöl

Telefon: 04263112150

Konum

BİNGÖL-Solhan

Solhan Halk Eğitimi Merkezi

BİNGÖL_Solhan_HEM10-telkırma.png
BİNGÖL_Solhan_HEM09-kilim.png
BİNGÖL_Solhan_HEM08-kilim.png
BİNGÖL_Solhan_HEM06-etamin.png
BİNGÖL_Solhan_HEM01-patik.png
BİNGÖL_Solhan_HEM04-iğneoyası.png

01.Anadolu, birçok kültüre ev sahipliği yapmış önemli bir coğrafyadır. İhtiyaçlarla şekillenen el sanatları, yerel kaynaklarla harmanlanarak kültürel mirasın değerli bir parçası olmuştur. Anadolu kadını, lifleri ipliğe dönüştürüp şiş, tığ, firkete, mekik gibi gereçlerle yüzeyler oluşturmuştur. Bu ürünler kimi zaman kumaş, kimi zaman örgü ya da aksesuar olmuş; gençlere çeyiz, çocuklara ve eşlere patik olarak yaşamın içinde yer bulmuştur. Göçlerle taşınan bu sanatlar, farklı yöre kültürleriyle birleşerek yeni formlar kazanmış ve günümüze ulaşmıştır.
02.1997 yılında ilk görev yerimiz olan Muğla’nın Fethiye ilçesinde tanıştığımız Ayşe Hanım, Yunanistan’ın Rodos Adası’ndan göç etmek zorunda kalan bir Türk ailesinin ferdiydi. Geçimlerini sağlamak amacıyla iğne oyası yaparak üretim gerçekleştirmekteydi. Büyük bir emek ve sabır gerektiren bu sanat, onun ellerinde küçük motiflerden büyük örtülere, yatak odası takımlarına ve tepsi örtülerine dönüşmekteydi. “İğne ile kuyu kazmak” sözünü sıkça kullanarak yaptığı işin zorluğunu vurgulardı. Elde ettiği gelirle ailesine katkı sağlarken aynı zamanda kültürel mirasımızı da yaşatmaktaydı. Onun öğrettikleri sayesinde yörede iğne oyası geleneği öğrenilmekte ve gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.
03.Geçmişten bize bizden de yarınlara bırakılacak çeyizler asla eskimeyecek asla modası geçmeyecek el emeği göz nuru etamin nakışları. O zaman teknoloji bu kadar ilerlemesini için desen araştırmalarında kullanılan kaynaklar geçmişten büyüklerinden kendilerine kalan çeyizlerinde sakladıkları etamin işlemeler idi. Etaminden neler yapılmazdı ki bizlerin çeyizlerine örtüler, perdeler, çarşaflar, yastıklar, seccadeler, kirlentler,panolar günlerce, aylarca süren sabırla yapılan emekten sonra çeyizlere konulurdu. Her bir kareye atılan o çarpılarla ortaya çıkan her ürünün bir hikayesi muhakkak vardır.
04.Anadolu motiflerin Kilimler konar göçer yaşamın kalıcı kayıtlarıdır. Kilimler, son derece geniş bir üslup çeşitliliği gösterir. Anadolu kilimi, göçebe kültürünün ve kişisel etkilerin bir birleşim idir. Bu etki, Anadolu kültürünü oluşturan birçok etnik gruptan kaynaklanan estetik etkilerin bolluğu ile şekillenmiştir. Tasarıma ve harika bir renk duygusuna sahip kadınların yarattığı Anadolu kilimleri, derin hayal gücü ve düşünüş gerektiren iddiasız, saf ve vazgeçilmez şekillerdir. Göçebe kültürün bu işlevsel, faydacı nesnelerini, yaşadıkları çadırlardaki nemi önlemek için yer döşemeleri olarak kullanmışlar ve onlara “kilim” demişlerdi. Kilimler, yaratıcı ve derin bir soyut sanatın ifadesi, ortak düşüncelerin, deneyimlerin ve duyguların yansımaları olarak kabul edilmelidir.
05.17. yüzyıldan günümüze ulaşan bir el sanatı olan telkırma, o dönem kadınlarının başörtüleri uçuşmasın diye buldukları bir yöntem aslında. Başörtülerinin kenarlarına yaptıktan motifleri, ellerinde bulunan tellerle işleyerek kumaşa ağırlık kazandırmışlar. Yapılan işleme esnasında tel, doğası gereği, her adımda kıvrılıp hiçbir kesici âlet kullanılmadan kendi kendine kırdırıldığı için adı da "telkırma" olarak yerleşmiş.

BİNGÖL-Yayladere

Yayladere Halk Eğitimi Merkezi

BİNGÖL-Yedisu

Yedisu Halk Eğitimi Merkezi

bottom of page