Kırşehir, Türkiye

7 Halk Eğitim Merkezi


Kırşehir, bozkırın sade ufkunda derin bir kültürel bilincin ve köklü bir ustalığın kentidir. Ahilik geleneğinden beslenen üretim anlayışı; dürüstlük, ölçü ve emeğe saygı üzerine kuruludur. Dokumalar, geleneksel el sanatları ve yerel zanaatkârlık kültürü; kuşaktan kuşağa aktarılan bir meslek ahlakının ifadesidir. Kırşehir’de zanaat, yalnızca estetik değil; aynı zamanda değer ve sorumluluk taşıyan bir üretim biçimidir. Her motifte toplumsal hafızanın izi, her işçilikte ustalığın vakur sesi hissedilir. Kırşehir, geleneğini ilke ve zarafetle yaşatan, Anadolu’nun anlamlı ve dengeli renklerinden biridir.
KIRŞEHİR-Merkez
Kırşehir Halk Eğitimi Merkezi
Üretilen Değerler
01.Ahi Evran-ı Veli (Ahilik ve Tezhip)
02.Göynek ,İçlik
03.Kanaviçenin Modernleşmesi
04.Oniks Taşı İşlemeciliği
05.Çorap Örücülüğü
06.Dokumacılık
07.Yorgancılık
08.Kalaycılık
09.Minyatür
10.Yazma-Tülbent















01.Tezhip sanatı, Uygurlar döneminden günümüze ulaşan ve “altınla süsleme” anlamına gelen geleneksel Türk süsleme sanatlarındandır. Mushaf, el yazması kitap ve levhaların tezyinatında 18–22 ayar altın ile pastel renkler kullanılır. Sabır, sevgi ve zarafetin birleştiği bu sanatı icra edenlere müzehhib/müzehhibe, ortaya çıkan eserlere ise müzehheb denir. Unutulmaya yüz tutmuş bu sanat, üniversiteler ve Halk Eğitim kursları sayesinde yaşatılmakta, Ahilik kültürünün usta-çırak geleneğiyle gelecek nesillere aktarılmaktadır. Ahi Evran’ın değerleriyle örtüşen tezhipte sabır, dürüstlük, vefa ve alçakgönüllülük gibi erdemler sanatın özünü oluşturur. Kırşehirli sanatçılar, tezhip eserleriyle Ahilik kültürünü yaşatmaya ve sergiler aracılığıyla tanıtmaya devam etmektedir.
02.Göynek, ince pamuklu kumaştan el dikişi ve el nakışı ile hazırlanan, geçmişte gömlek ya da atlet yerine giyilen geleneksel bir giysidir. Ön ve arka beden kolla birlikte kesilir, kol altına yerleştirilen “peş” adı verilen üçgen parça ise giyimde rahatlık sağlar. Günlük göynekler sade olurken, düğün, kına veya damat bohçaları için hazırlananlar sim sırma nakışlı ve iğne oyalı işlenir. Dikişte önce “oyulgama” tekniği ile paylar temizlenir, ardından parçalar birleştirilir ve yaka en son oyularak süslenir. Kursiyer Türkan Köksal, el nakışı kursunda öğrendiği motifleri anneannesinin çeyizinden aldığı esinle göynek üzerine işleyerek, bu kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlamıştır. Göynek, geçmişten bugüne uzanan milli giysilerimizden biridir
03.Kanaviçe, basit ama gösterişli yapısıyla nakışa yeni başlayanlar için ideal bir işleme türüdür. Kolaylığı nedeniyle geçmişten günümüze yaygınlaşmış, ev ve giyim eşyalarında sıkça uygulanarak zengin bir birikim oluşturmuştur. Kanaviçe ve etamin işi, ipliği sayılabilen kumaşlar üzerine desenin bakarak işlenmesi esasına dayanır. Kumaşın iplik kalınlığına göre uygun iplik seçilir ve işleme yapılır. Desen doğrudan kumaşa aktarılmayıp, kanaviçe bezi üzerine işlendikten sonra bezin iplikleri çekilerek temizlenir. Geçmişte genç kızların sandıklarında yer alan ve çeyizlerini süsleyen kanaviçeler günümüzde modernize edilerek yeniden değerlendirilmektedir. Annelerinin emeklerini korumak isteyen genç kızlar, eski kanaviçeleri kesip aplike ederek masa örtüsü, kırlent, pano gibi yeni ürünlere dönüştürmektedir.
04.Türk el sanatlarının önemli dallarından biri olan taş işlemeciliği, Kırşehir’de oniks taşıyla hayat bulmuş ve bölgenin simgelerinden biri haline gelmiştir. İşlenmesi kolay ve renkli yapısıyla dikkat çeken oniks, büyük kayalar halinde atölyelere getirilir, burada ustaların elinde özenle küçük parçalara bölünerek şekillendirilir. Yörede özellikle dekoratif eşya üretiminde kullanılan oniks taşı; yumurta, meyve, vazo, tabak, yazı takımı, satranç takımı, bardak ve biblo gibi farklı ürünlerde değerlendirilir. Ustaların el emeğiyle ortaya çıkan bu eserler hem estetik bir değer taşır hem de Kırşehir’in kültürel mirasını yansıtır. Oniks ürünler, kente gelen misafirlere hediye edilerek şehrin kalıcı bir hatırası olarak sunulmaktadır
05.Kırşehir ilinde çorap ve patik örücülüğü, yüzyıllardır süre gelen bir el sanatıdır. Ev kadınlarının ve genç kızların çeyizlerinin vazgeçilmez bir parçası olan örgüler önemini halen daha yitirmemiştir. Yün, tiftik, pamuk, kıl veya ipek iplikten, tek şiş veya beş şişle görülmektedir. El örgüsü çorapların en belirgin özelliğini motifleri oluşturmaktadır
06.Kırşehir’de dokumacılığın Türklerin Anadolu’ya göç ettiği dönemde başladığı düşünülmektedir. İslamiyet’in yayılışı sırasında, , yine Selçuklular döneminde iç karışıklıkları bastırmak amacıyla bölgeye getirilen aşiretler, Kırşehir ve çevresine yerleşmişler ve dokumacılık kültürünü yaygınlaştırmışlardır.
07.Yorgancılar yorgan, yastık, yatak gibi ev eşyalarını geleneksel yöntem, malzeme ve tekniklerle imal edip satan meslek erbabıdır. Geleneksel el sanatlarımızdan olan yorgancılık, günümüzde Kırşehir’de de canlı bir şekilde yaşatılmaktadır. Yorgancılık, Kırşehir’de evlenme ve çeyiz gelenekleri açısından da önemli bir yer teşkil eder.
08.Eskiyen ve yıpranan bakır kap kacağın toz nişadır yardımıyla kalay ile kaplanması işlemini yapan zanaatkârların genel adıdır. Kalaycılık yakın zamana kadar seyyar olarak da icra edilen bir meslekti. Turistik bakır eşya imalatı kalaycılığı az da olsa devamını sağlamaktadır.
09.Kadim kültürümüzün önemli dallarından olan minyatür, ışık, gölge ve hacim kullanılmadan yapılan küçük boyutlu renkli resim sanatı olarak tanımlanır. Latince miniare (kırmızı ile boyamak) kelimesinden türeyen bu sanatın ilk örneklerine M.Ö. 2. yüzyılda Papirus üzerine yapılan resimlerde, 3. yüzyılda ise Mani’nin resimlediği eserlerde rastlanır. Orta Asya’dan dünyaya yayılan minyatür, Türklerde özellikle Selçuklu döneminde bilimsel eserlerde önemli yer bulmuştur. Osmanlı’da Fatih, Yavuz ve Kanuni dönemlerinde gelişen Türk minyatürü, II. Selim–III. Murat devrinde zirveye ulaşmış; 18. yüzyılda Levni ile yeni bir üslup kazanmıştır. Günümüzde Güzel Sanatlar Fakülteleri, Halk Eğitim Merkezleri ve atölyelerde öğretilen bu sanat, hem kültürel mirasın korunmasına hem de bireylerin sanatsal ve ekonomik gelişimine katkı sağlamaktadır.
10.Türk halk kültüründe türkülere, manilere ve deyimlere konu olan yazma; pamuklu kumaş üzerine Anadolu motiflerinin basılmasıyla elde edilen geleneksel bir başörtüsüdür. Baskısız olanlarına tülbent denir. Tarihsel süreçte yazmalar, ıhlamur ağacından oyulan kalıplarla ve kök boyalarla üretilmiş, kadınlar tarafından kenarlarına oya işlenerek çeyizlerde yer bulmuştur. Günümüzde ise bilgisayar destekli desen tasarımıyla çeşitlilik kazanmış, hem örtü hem de aksesuar olarak kullanılmaya başlanmıştır. Halk eğitim merkezlerinde verilen kurslarla, boncuklu pamuklu yazmalar modern tekniklerle yeniden yorumlanmakta, geçmişten gelen kültürel miras günümüz estetiğiyle buluşturularak gelecek nesillere aktarılmaktadır.

This is your About section. Every website has a story and users want to hear yours. This is a great opportunity to give a full background on who you are and what your site has to offer. Double click on the text box to edit the content and add all the information you want to share. You may like to talk about how you got started and share your professional journey. Explain your core values, your commitment to customers and how you stand out from the crowd.